Kelime tanımını bul

Güncel Türkçe Sözlük
dedikodu
  • isim Başkalarını çekiştirmek ve kınamak üzere yapılan konuşma, kov, gıybet, kılükal
    "Zaten ufacık mahalle, dedikodu desen diz boyu." - E. Şafak
Toplumbilim Terimleri
dedikodu

Bir birey ya da toplumsal küme üzerinde, yüze karşı değil arkadan sözlü saldırıda bulunmak yoluyla toplumsal denetim kurma.

Vikipedi
Dedikodu

Dedikodu başkalarının kişisel ve özel konuları hakkında yapılan konuşmalardır. Dedikodu bazen gerçek olaylar ve konular hakkında olsa da, genellikle kişiler arasında konuşulduğundan, kişilerin birbirlerine olayı veya haberi iletimi sırasında yanlışlıklar ve çarpıklıklar içermektedir. Hatta çocuk yuvalarında ve yabancı dil kurslarında bunun duyum yanlışlığından kaynaklandığını kanıtlamak amacıyla kulaktan kulağa (ingilizcede telephone game ya da chinese whispers) oyunu oynanmaktadır. Gazete ve dergi gibi yayın organlarında ise ünlüler hakkında yapılan dedikodu ve skandalları içeren bölümler mevcuttur.

"dedikodu" kelimesinin kullanım örnekleri.

Türkiye’deki mobing olgusunun çalışanlar nezdindeki algısını değerlendiren Araştırma ve İleri Analiz Danışmanı Özge Tarakçı Özkurt ise, “Araştırmada çalışanlar yüzde 48,8 ile ‘gereksiz ve anlamsız görevlere’, yüzde 35,5 ile ‘gerçekçi olmayan iş taleplerine’, yüzde 33,6 ile ‘sürekli olumsuz eleştiri, küçümseme ve iğnelemeye’ ve yüzde 30,4 ile ‘hakkında dedikodu ve asılsız bilgiye’ maruz kaldıklarını beyan etti” dedi.

Dedikodu, yargılamak da karanlığı besler büyütür, zehirli madde gibidir.

Ne yaptığımızı, neyi amaçladığımızı, nereye varmak istediğimizi dar ufkuyla, güdük aklıyla, çürük ahlakıyla sorgulayıp demagoji ve dedikodu çarkında dönenler yoldan çıkıp yolunu şaşıranlardır.

Fizyoterapist ve futbol hakemi olan yarışmacının hobileri arasında dedikodu yapmak, canlı müzik dinlemek ve elektrik kablosu döşemek var.

Galatasaray Spor Kulübü'nün yapmış olduğu açıklamaya istinaden, yaptıkları asılsız ve gerçek dışı benzetme bile bize, koskoca bir kulübün doğru düzün bilgi almadan, dedikodu, varsayım, iftira üzerine kurulu bir düzen içerisinde yönetildiğini düşündürmüştür.

Bugün bizler domuz kelimesini ağzımıza almıyoruz, ama her gün gıybet etmeye, dedikodu etmeye, suizan etmeye, birbirimizi arkadan çekiştirmeye, birbirimizin kuyusunu kazmaya devam ediyoruz.

Kin, nefret, dedikodu ve iftiracılık yerine birbirimizi sever ve birbirimize saygı gösterirsek, çok kazançlı oluruz.

Maalesef yalan, dolan, fitne, fesat, dedikodu ve iftira gibi toplumu kemiren hastalıklar sıradan hale geldi.

Partimizle ilgili kurcalama yapan, dedikodu sermayesi üreten çevreler yalanlarına yalan katarak ortalığı karıştırmaya çalışmaktadır.

Diğer taraftan sürekli bu davanın altını oymak isteyen dedikodu ve fitnecilere de asla fırsat vermeyeceğiz.

Dedikodu dolaşıyor etrafta 'Mustafa Kemal Paşa hem reisicumhur hem de başbakanlık yapmak düşüncesinde' diye.