Kelime tanımını bul

Güncel Türkçe Sözlük
filan
  • zamir Falan
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
filan

(

"filan" kelimesinin kullanım örnekleri.

Evet, ben Cumhurbaşkanına başdanışmanlık yapıyorum, geçen dönemde başladım, maaş filan da almıyorum, fahri yapıyorum.

O doğrucu Davut filan değil, solun söylediklerini söyleyerek doğruculuk taslayan, aslında kendi partisine ve kendi davasına düşmanlık yapan bir takım tipler var.

Gazı alıp kendiniz satmıyorsanız, aldığınız gaz petrol endeksli ise ve piyasanızda sübvansiyon varsa merkez filan olamazsınız.

Aslında 5 taneye filan düşürse aslında o ona yetecek ve onu bırakma düşüncesi belki olmayacak.

Tabii sonradan ezber sayısını yükseltince gazeteyi filan bırakmak zorunda kaldım.

Aramızdaki yaş farklılığı filan dava ve yol arkadaşı olmaktan bizi alıkoymadı.

Bu piyasada 'yakmayan kefen' satan, 'Efendim bu terliği giyen cennete gider' diyen ve 'Efendim filan tarikatın filan koluna müntesip olursanız direkt cennete gidersiniz' diye yalanlarla uyutuyorlar.

Bu dönemde tomruk, kereste, lata, pedavra tahtası, ceviz, gürgen, meşe, kavak, söğüt, şimşir, kızılçam, ladin filan hep birlikte bir amaç için çalıştılar.

Belki son saatleri kendimce değerlendirmek, yakınlarımla bir çift kelam etmek, sevdiğim bir şarkıyı söylemek, son anlarda hayatın bir film şeridi gibi göz önünden geçip geçmediğini test etmek, belki son ana saklanmış bir çılgınlığı denemek, mesela uzay giysisinden azad olup kendimi boşluğa salıvermek filan isterdim.

Bu içme tarafı, yeme tarafına gelecek olursak açılış öncesi günlerde kapılarda bir köfteci, simitçi, mısırcı niyetinepizzacı, sandviççi filan yoktu ama pahalı ucuz tüm lokanta ve kafeler bienal ahalisi ile tıka basa doluydu.

Öyle yogayla mogayla bilmem neyle filan bu işi geçiştiremezsiniz, ortada bir vakıa var.