Kelime tanımını bul

Güncel Türkçe Sözlük
haczetmek
  • -i, hukuk Bir alacağın ödenmesi için borçlunun geçim ve mesleğinde gerekli olan şeyler dışında kalan para, aylık veya malına icra dairesi el koymak

"haczetmek" kelimesinin kullanım örnekleri.

Görevliler yaklaşık 300 hastanın tedavi gördüğü hastanedeki tıbbi cihazları da haczetmek isteyince ortam gerildi.

Haciz memurları ve alacaklı tarafın avukatı, damada takılacak para ve altınları haczetmek amacıyla düğünün yapılacağı Döşemealtı ilçesindeki salona gitmiş, haciz memurlarının icra işlemini tamamlamak için takı kesesini istemesi üzerine düğün sahipleri takıların çalındığını öne sürmüştü.

Maçın başlamasına bir saat kala borç karşılığı formaları haczetmek isteyen avukat ve icra memurları, kulübün Genel Müdürü Atakan Atalay ile haciz tutanağını imzaladı.

Her yıl, binlerce anne ya da baba, çocuğunu görmek için onu bir eşya gibi haczetmek zorunda bırakılıyor ve milyonlarca TL ödeniyor.

Yetkililer koleksiyonu haczetmek üzere geldiklerinde hiçbir şey bulamazlar çünkü Schliemann hazineleri bilinmeyen bir yere saklamıştır.

Haciz memurları ve alacaklı tarafın avukatı, damada takılacak para ve altını haczetmek üzere düğünün yapılacağı Döşemealtı ilçesindeki salona gitti.