Güncel Türkçe Sözlük
yol
-
isim Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek
için aşılan uzaklık, tarik
- Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya
kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer
"Bahçeleri bahçelere toprak yollar bağlardı." - Ç. Altan
- Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için
düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi
"Yolda oynayan çocuklara ne olduğunu sordu." - Ö. Seyfettin
- İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer
"Su yolu. Sel yolu." - Yolculuk
"Yola çıkmak. Yoldan kalmak." - Gidiş çabukluğu, hız
"Bu vapurun yolu az." - Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi
"Celâl Bey'i sakal bırakma yolunda, kim, hangi örnek özendirdi diye çok düşünmüşümdür." - H. Taner
- Uyulan ilke, sistem, usul, tarz, tarik
"Duyguların eğitimi de en iyi, sanat yoluyla olur." - Kumaşta bulunan çizgi
- 10. Kez, defa
- 11. Hile, tuzak
- 12. Düğünde, oğlanevinin kızevine verdiği para, mal veya
armağan
- 13. Gaye, uğur, maksat
"Bu yolda çok emek harcandı." - 14. Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare,
yöntem
"Bu işi yapmanın bir yolu vardır."
kabaklamak
-
-i Ağaçların gençleşmesi için dallarını budamak
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
yol
Kez.
kabaklamak
Ağaçların gençleşmesi için dallarını budamak.
Ağaç aşılamak.